Sayfalar

İmbatta Karanfil Kokusu

İlk romanı “Nereye Yüreğim” in kahramanları Cihan, Reşit Bey, Ali Rıza Bey, Kerim belleğimde özel yerlerini aldıklarından bu yana, sıkı bir Selma Fındıklı okuruyum. 2007 Sait Faik Öykü Ödülü alan İmbatta Karanfil Kokusu’nu sevinçle alıp, bir solukta bitirmiştim. Öyle bir solukta tüketilecek cinsten değildi elbette… İlk heyecanın ardından yeniden okumalar yaptığımda karanfil kokusu iyice sinmişti her yana.



Kitapta on iki öykü var; İzmir’den renkler, kokular, sesler getirmiş yazar. Ankara İstasyonu adlı öyküler toplamı1918 - 1944 yılları arasında geçen öykülerden oluşmuşken, bu kitapta 1863-1939 zaman dilimindeyiz.

Öykülerin adlarının altına düşülen tarihlerden anlıyoruz hangi yıllara yolculuk yaptığımızı. Mekan olarak İzmir’in seçilmiş olması heyecan verici. İzmir, geçmişten bugüne pek çok kültürü emzirmiş bir kent çünkü. Selma Fındıklı, imbatın tanıklık ettiği nice öyküyü takıyor zamanın oltasına. Acılar, sıkıntılar, aşklar, özlemler…

Kitaptaki öyküler birbirinden bağımsız gibi görünse de onları birbirine bağlayan gizemli bir kapı var sanki. Bu kapıdan geçtiğinizde, “zaman” büyülü bir ırmak artık… İlk öykü “Alâyişten Hazzetmem Efendim!- Evvelbahar 1863” de yaşlı bir adamın çocukluk anılarına yelken açıyoruz.

Babasının annesini Frenk mahallesindeki Katina’yla aldattığını fark eden ve bu sırrı ölünceye kadar saklayan Nazım, annesiyle babasının evliliğinin yanı sıra kendi evliliğini de sorgular. O, çocukluğunda Katina’nın evinde yanmakta olan tohumlardan yayılan karanfil kokusunu solurken, okur da aynı kokuyu duyumsar. Bütün öykülerin bir başka ortak yanı, girişte kahramanların isimlerini söyleyerek kendilerini tanıtmaları. “Demedim önce adımı da... Pierino Fabris... Di Venezia... Venedikli Pierino...”(35). “Bendeniz Şehbal efendim... Buralarda bana ‘Saraylı Şehbal Hanım’ diyorlar” (45). Yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi bunda da kahramanların konuşma dili, zaman ve kültüre uygun. İlk öykü ve son öykü arasındaki zaman diliminde Türkçenin değişimini/gelişimini de gözlemlemek olanaklı. Örneğin”Arrivederci Smyrna...” adlı öyküde olay bir Venediklinin dilinden şimdiki zamanda anlatılmaktadır: “Ah, gitti vapore... Saluto a Venezia... Siz diyorsunuz Venedik... Il mio paese... Benim memleket... On iki yıldır geldim burada...” (34) diye başlar öykü. Yazar, her öyküye İzmir’de yaşayan azınlık halktan bir kahraman koymuş. Yannis, Mary, Evangelos, Manifaturacı Andon Efendi’nin karısı Vasilya, Kapril Bezciyan ve niceleri bu öykülerde can buluyor. Öykülerin arka planında, İzmir’deki sosyal ve siyasal ortam da göz ardı edilmemiş. “Sölen yemeğinizde kimler var idi?- Sen kimi soracaksın?- Hani, su üvey ablan Despina’nın kayınçosu...- Evangelos?- Ne zıkkımsa iste adı...- Vardı elbet...- Sana iltifat etti yine?- Bilmem... Memleket meselelerinden konustu hep...- Ne olmus memlekete?- Bilmezsin sankim?... Yakında Elen ordusu girecek İzmir’e... Hepimizi kurtaracaklar...- Kimden vre?- Müslümanlardan...- Ne yapmıstır Müslümanlar bize?- Yapmamıssa yapacakmıs... Ticaretimizi elimizden alacaklarmıs... Bizi keseceklermis...- Evangelos uydurmus bunları...- Uydurmaz... Okumus adam Evangelos....- Doğrudur... O hekim, ben makinist...” (75)

1939 sonyazından seslenen genç kız Hilal Bayrak, son öykünün kahramanı; İzmir Kız Lisesi’nde okuyor. M.Kemal Atatürk’ün ölümü ve 2. Dünya Savaşının belirtileri arka planda… Geçmişte yaşamış insanların serüvenleri, imbatın serinliğine karışıp gidiyor, ama karanfil kokusu kalıyor kentte...

Selma Fındıklı, İmbatta Karanfil Kokusu’nda, diğer öykü kitapları, Ankara İstasyonu ve Loş Sokağın Kadınları’nda olduğu gibi öykülerine tarihsel gerçeklerle can üflemiş. Yazarın yapıtlarını okurken, dramaturg yanının öykü ve romanlarını çok beslediğini düşünüyorum. Bu kitaptaki her öykünün ayrı ayrı dramaturjisi yapılsa, ne hoş radyo tiyatroları olurdu..

Mavisel Yener

Kaynak: Link

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder