Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık.
Gogol 19. yüzyıl başında dünyaya geliyor. Hayatında büyük bir iz bırakan Puşkin haricinde, bildiğimiz Turganyev, Gorki, Dostoyevski vesair bütün o büyük Rus Edebiyat tarihinin sıfır noktası olarak görebiliriz.
Doğduğu dönem Rus modernleşmesinin kaynadığı dönem, yani edebiyatçılar tesadüfen ortaya çıkmıyor, niye biz dünyada Rus Edebiyatından bahsediyoruz İşte bu yüzden, 19'uncu yüzyılın başları Çarların baskısıyla batı Rusya'nın zoraki bir şekilde modernleşme yaşadığı dönem.
Doğuda köylülerin yaşanan feodel yaşamdan haberleri yok ama batı kaynıyor, sanayileşme, modernleşme, felsefe, mühendislik okulları açılıyor ve bir entellektüel sınıf ile bürokrasi ortaya çıkıyor.
Gogol'un kahramanları ve diğer tüm kahramanlar işte o memurlar, işte O aydınlar, O entelektüeller, ruhları tahrip olmuş okuryazar adamlar bu tahribatı anlattıkları için çok büyük yazarlar.
Gogol’un Hayatı
Gogol 31 Mart 1809 yılında Ukrayna’da dünyaya geldi. Geçmişten gelen soyluluğa rağmen yoksul bir aile de büyüdü. Babası komedi ve sahne oyunları yazarıydı fakat ne yazık ki 16 yaşındayken babasını kaybeden Gogol iyi bir eğitim sürecinden geçmemişti, böylece Gogol, babasına göre daha dindar olan annesi tarafından büyütüldü. 12 yaşındayken ilk kez okula gitmeye başlayan Gogol, erken yaşlarda melankolik bir ruha sahip oldu ve genellikle yalnızlığı tercih etti. Yine bu dönemlerde geliştirdiği taklit yeteneği sayesinde küçük çaplı rollerde oynadı ve aktör olmak hayalleri ile büyüdü.
Lise döneminde edebiyatla tanışması hayatını tamamen değiştirecekti ve yazmaya da başlamıştı. Gogol edebi alanda ilk adımını Petersburg’da atacaktı. Sonucunun hüsran olup olmayacağını elbette bilmiyordu ama deneyecekti.
Yazdığı şiirleri kitaplaştırdı ve bu şiirleri öyle kötü eleştiriler öyle kötü yorumlar aldı ki içindeki yazma ateşe sönmüştü. Yapması gereken sıradan bir iş bulup memur olmaktı! Ve işini hiç sevmedi, yazma serüveni annesine mektup yazması ile tekrar canlandı. Bir çiftlikte akşam toplantıları adını verdiği Öykü kitabını işte böyle yazmaya başlamıştı.
Edebiyatta tekrar barışmış ve başarılı olabileceğine inancını daha da güçlenmiştir. İlerleyen zamanlarda müthiş bir dostluk kuracağı Rus edebiyatının en büyük yazarlarından Puşkin kitap hakkında olumlu görüşler bildirmişti.
İki yazarın dostluğu giderek gelişti. Puşkin’in çıkardığı bir dergi de yazma şansı buldu ve bu öykülerle yeteneğin kanıtladı.
Gogol 1835 yılına kadar Petersburg Üniversitesi'nde doçentlik yaptı. Artık tamamen edebiyata ağırlık veren Gogol üniversiteden ayrıldı 1836 yılında Rus otoritesi ile dalga geçtiği müfettiş adlı oyunu oynandığında yine hüsrana uğrayacaktı. Fakat bu sefer bu hüsran sadece bunalımdan ibaret değildi, ülkeyi terk etmek zorunda kaldı, oyun halk tarafından çok tutulmasına karşı bürokrasi tarafından hoş karşılanmamış, toplumun temelini sarstığı düşünülerek büyük tepki ile karşılaşmıştı.
Google'ın bu yıllarda çıkardığı uzun öyküsü Palto ise Rus edebiyat tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.
Bu kitapla birlikte kendinden sonra gelecek tüm Rus yazarlara ilham kaynağı olmuştur. Bu dönemde değerli dostu Puşkin ile irtibatını hiçbir zaman koparmadı. Puşkin'in öneri ve desteği ile 1836 yılında Ölü Canlar, eserini yazmaya başladı.
Paris'te bulunduğu sıralarda eserini yazmaya devam etti, bu dönemde aldığı bir haber büyük bir çöküntüye sebep olmuştur kendinde, Puşkin bir düello sırasında hayatını kaybetmişti. Bu durum karşısında Gogol kitabını ancak 1841 yılında tamamlayabildi ve sonrasında Moskova'ya gitti.
Sansür komitesinin izin vermemesi sonucunda kitap basılamadı. Gogol artık öfkeli bir insana dönüştü.
Bu süreçten sonra eser bazı değişikliklere gidilerek basılmıştı. İlerleyen zamanlarda burhanı devam etti. 1852 yılında beş parasız kalan Gogol Ölü Canlar'ın devamı için yaptığı tüm çalışmaları ateşe verdi.
Gogol, bu süreçten sonra sürekli oruç tutuyordu ve on gün sonra yazar yatağa düştü. Ağzından çıkan son sözler; " Bir merdiven, çabuk bir merdiven getirin " oldu.
25 Şubat 1852 yılında hayatını kaybettiğinde 43 yaşındaydı.
Teşekkürler, Erkan Şimşek ve Sercan Baylan


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder